Neden Nisan İlkokulu?

Çocuğumuzu özüne uygun olarak gelişebileceği bir ortama teslim ettik. Bu ortamın düşünsel ve pedagojik temelleri Waldorf’a dayanıyor. Biz veliler ve öğretmenler olarak da fiziksel ortamı ve yürütmeyi üstleniyoruz. Bu şekilde çocuklarımız gelişirken ve keşfederken biz de kendimizi tekrar gözden geçirme şansına sahip oluyoruz. Bu imkanlar varken başka bir şey düşünmek mümkün değil.

“Empati” belki bu soruya cevap vermek için en önemli anahtar kelimelerden biri olabilir.

Çocuğumuz hepimizin her an geçmekte olduğu yaşamı tanıma sürecinden geçerken daha kırılgan, daha alıngan, daha zayıf ve sabırsızdır. Onun güçlenerek anlaması, kendini konumlandırması ve huzurlu bir şekilde yoluna devam etmesi için kendi hızında gelişmesi gerekmektedir.

Anne babalar olarak her türlü gelişmeyi bir an evvel bekleriz. Bu beklentimizi yavrularımıza yansıtırız. Bu yansıtma süreci onların zihinlerinde, konuların gerçekliğinden ve gerekliliğinden önce resimlerinin belirmesine sebep olur. Bu resimler içselleşmiş kavramlar değildir, bizim empoze ettiğimiz kavramlardır. İşte bu mekanizma ile “mış gibi yapmanın” ilk pratiklerini ortaya koyarlar. Zamanla bu yerleşir ve kemikleşir. Bu yolla özgür, kendine güvenli ve üretici olmaları alternatif bir diğer yola göre daha zordur.

Alternatif bu diğer yol ise empatinin kullanıldığı Waldorf pedagojisidir. Bu yaklaşımda çocuğun isteklerini dinleriz, sözünü kesmeyiz, önemli olduğunu hissettiririz (belki de daha doğrusu önemsiz olmadığını hissettiririz). Ortamın anlık şartları altında hissedebileceğine kulak veririz, yetişkinlik sürecine ilerlerken körpe zihin dünyasının masalsı algılama biçimini destekler yaratılan çevre koşullarıyla sürekli olarak güvenli ve heyecanlı bir ortamda var olmasını sağlarız. Bu ortama ve burada arkadaşlarıyla yarattığı iç dünya ve ortak dış dünyada emin bir şekilde gelişmesini izleriz.

Sağlıklı olmayacak davranışlar sürekli olarak her türlü kaynaktan yayılmaktadır. Bizler ebeveyn olarak hata yaparız, daha geleneksel olan daha büyüklerimiz hatalar yaparlar, sokakta yanlışlıklar vardır, alışveriş merkezleri bir çok yanlış imajla doludur, medya akıl bulandırıcı mesajlar içerir, teknoloji yanıltıcıdır, siyaset gerçeküstü bir deneyimdir. Bütün bunlardan mümkün mertebe uzak kalmaları ve hayal dünyasını yavaş ve emin bir süreçte terk etmeleri en sağlıklı olandır. Bunlarla çırılçıplak karşıya kaldıklarında, yani artık büyüdüklerinde değerler sistemleri, özgüvenleri sağlamlaşmış olmalı ki onlar bu sele kapılacaklarına bu sel onların varlıklarında ehlileşsin, dünya farklı bir doğrultuya yönelsin.

Bu bağlamda salt bir okul ne derece faydalı olabilir ?

Okul ev gibi; kardeş nitelikli arkadaşlar, anne baba nitelikli öğretmenlerle dolu olmalı.
Öğrenme, oynar gibi olmalı.
Doğa bir adım ötende olmalı.
Ellediğin malzemeler doğal olmalı.

Kadim kültürlerden gelen bazı alışkanlıklara aşina yapmalıyız çocuklarımızı, aşurenin bereketini ve paylaşımını yaşamalılar örneğin. Tarhana, turşu, yoğurt yapmayı öğrenmeliler.

Müfredat derslerinin yanısıra bu şekilde aktivitelerle beslenen çocuklar yere daha sağlam basarlar. Eğitim anlamında daha şanslı olmazlar mı ?

Rehberlerimiz sayesinde bu okulu bir Waldorf okulu tanımına uygun hale getirmek için çabalıyoruz.

Veli öğretmen dayanışması içinde kendi yetiştirme ortamımızı sürekli olgunlaştırıyoruz. Onlar büyüdükçe faaliyetleri yeniden yapılandırarak yaşama hazır hale gelmelerini sağlamaya çalışıyoruz.

Bu yazıyı okuyan herkesi bu yolda bize dost olmaları için davet ediyoruz. Bu insiyatif, dönüşüm için bir fırsattır ve çocuklar kadar bize de işbirliği içerisinde öğreteceği çok şey vardır.

İlker Çilingir, Simge ve Demir’in babası

Nisan Waldorf esinlenmeli ilkokulunda organizasyon şeması
Nisan Waldorf esinlenmeli ilkokulunda organizasyon şeması